15 Şub 2026 10:25

Suriye’de ABD Dönemi Sona mı Eriyor?

Suriye’de ABD Dönemi Sona mı Eriyor?

İşaretler, ABD’nin Suriye’deki askerî varlığına ilişkin dosyanın son aşamaya girdiğini ve Washington’un yıllardır “terörle mücadele” başlığı altında sürdürdüğü misyonu hesaplı bir hızla sonlandırmaya hazırlandığını gösteriyor.

El-Arabi el-Cedid gazetesi yayımladığı analizde, ABD güçlerinin Suriye’den çekilmesinin artık bir ihtimal olmaktan çıkıp fiilen uygulanmaya başladığını yazdı. Wall Street Journal da geçen ay bu gelişmenin yakın olduğuna dikkat çekmişti. Bu çerçevede ABD güçleri, geçtiğimiz ay Haseke kırsalındaki Şeddadi Üssü’nden Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin merkezi Erbil’e çekildi. Ayrıca birkaç gün önce, Suriye‑Irak‑Ürdün sınır üçgeninde yer alan stratejik Tenef Üssü, Suriye Savunma Bakanlığı’na devredildi.

DEAŞ’la mücadele ve Suriyeli muhalif unsurların — aralarında sözde “Özgür Suriye Ordusu”nun da bulunduğu — eğitimi amacıyla kurulan Tenef Üssü, Suriye ordusunun özellikle Deyrizor ve Haseke gibi ABD üslerine ev sahipliği yapan Cezire bölgesinde ilerleme kaydetmesinin ardından boşaltıldı. Bir dönem 2 bin 500’den fazla ABD askerinin bulunduğu üste, son yıllarda bu sayı yaklaşık 1.200’e düşmüştü. ABD güçleri, Irak Kürt Bölgesi’ndeki üslerden önemli lojistik destek alıyordu.

Değerlendirmelere göre Washington’un mevcut stratejisi, aşamalı ve kontrollü bir çekilmeye dayanıyor. Bu süreç iki temel faktöre bağlı:

DEAŞ’ın mevcut ve gelecekteki tehdit düzeyi

Suriye ordusu ve güvenlik güçlerinin bu tehdidi kontrol altına alma kapasitesi

Suriyeli kaynaklar, ABD’nin mevcut koşullara ilişkin değerlendirmesinin olumlu olduğunu belirtiyor. Özellikle, güvenlik boşluğu endişelerinin SDG’nin (QSD) rolünün azalmasıyla büyük ölçüde giderildiği ve Suriye’nin geçtiğimiz kasım ayında uluslararası terörle mücadele koalisyonuna katılması bu değerlendirmede etkili oldu.

ABD, Suriye’den çekilmeden önce, Ocak ayında Irak’ın Enbar vilayetindeki Ayn el-Esed Üssü’nü Irak hükümetine devretmişti. Bu üs, ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak’ın batısındaki son ana üssü konumundaydı. Daha önce de Habaniye Üssü 2020 yılında teslim edilmiş, ABD güçleri kademeli olarak Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki üslerde toplanmıştı.

Suriyeli askerî analistler, ABD’nin Suriye ve Irak’tan eş zamanlı çekilmesini iki açıdan değerlendiriyor:

Bu ülkelerdeki askerî varlığın yüksek maliyetine karşın DEAŞ’la mücadelede somut güvenlik kazanımları sağlamaması

Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından, diğer ülkelerin nüfuzuna dair endişelerin azalması

ABD Başkanı Donald Trump, ilk başkanlık döneminde (2017‑2021), Türkiye’nin Ekim 2019’da SDG’ye karşı başlattığı “Barış Pınarı Harekâtı” sonrasında ABD askerlerini Suriye’den çekmek istemişti. Ancak başta Brett McGurk olmak üzere bazı üst düzey yetkililerin itirazlarıyla karşılaşmış, DEAŞ’ın yeniden güç kazanması ya da Şam yönetiminin bölgeyi kontrol altına alması endişeleri nedeniyle geri adım atmıştı. Uzmanlara göre, bu faktörlerin büyük bölümü bugün ortadan kalkmış durumda.

Suriyeli bilgili kaynaklar, ABD’nin çekilme sürecini tamamlamasının, Haseke’deki cezaevlerinde tutulan yaklaşık 7 bin DEAŞ mensubunun Irak’a nakline bağlı olduğunu vurguluyor. ABD ve Iraklı yetkililer, bu sürecin en geç bir ay içinde tamamlanacağını açıkladı.

Aynı zamanda, Suriye devlet güçlerinin Cezire bölgesindeki varlığının genişlemesi ve Irak ile ABD’yle sağlanan güvenlik koordinasyonu, DEAŞ kaynaklı riskleri önemli ölçüde azaltıyor. Özellikle Hol Kampı’nın boşaltılması ve DEAŞ mensuplarının ailelerinin ülkelerine geri gönderilmesi süreci başlamış durumda. Suriye’de kalan yaklaşık 2.500 DEAŞ tutuklusunun da yargılanması planlanıyor.

Bununla birlikte, ABD’nin Suriye ve Irak’tan çekilmesi, Ortadoğu’daki askerî varlığının tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. ABD’nin, başta Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez ülkelerinde yaklaşık 30 bin askeri bulunuyor. Sabit üsler, savaş gemileri ve uçak gemileri bu varlığın parçası olmaya devam ederken, asker sayısı ve görev tanımları sürekli değişiyor.

Öte yandan Reuters, geçtiğimiz kasım ayında yayımladığı bir haberde, Şam yakınlarında yeni bir ABD üssü kurulabileceği ihtimaline dikkat çekmişti. Bu adım, Esad’ın devrilmesinin ardından Şam‑Washington ilişkilerinin yeniden yapılandırılması çerçevesinde değerlendiriliyor.

ABD’li yetkililer ise ülkenin stratejik odağını Doğu Asya’ya kaydırdığını açıkça dile getiriyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Çin’i “ABD’nin karşı karşıya olduğu en tehlikeli ve en güçlü rakip” olarak nitelendirirken, benzer değerlendirmeler daha önce Antony Blinken tarafından da yapılmıştı.

Uzmanlara göre, ABD’nin Suriye’den çekilmesi mutlaka bölgedeki nüfuzunun azalacağı anlamına gelmiyor; aksine bu adım, askerî varlığın yeniden düzenlenmesi ve yeni önceliklere odaklanılması olarak okunabilir. Bazı Avrupalı analistler ise bu sürecin, Avrupa ve Rusya’nın silahlanma, eğitim ve bölgesel kriz yönetimi alanlarında rolünün artmasına yol açabileceğini ve bunun son dönemde artan askerî ve güvenlik düzeyindeki ziyaretlerle de desteklendiğini belirtiyor.

News ID 1934456

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha